• Salı, Aralık 06th, 2011

Aralık 1911′de Kahire’de doğan Necip Mahfuz ömrünü geçirdiği, Nobel Ödülü’nü almak için bile ayrılmadığı bu şehirde 30 Ağustos 2006′da, 95 yaşında öldü. Eserleri kırk dile çevrilen Mısırlı ünlü yazar 1988 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanınca El Ahram gazetesi şu başlığı atar: NOBEL, NECİP MAHFUZ’U KAZANDI!
1950′li yılların Kahire’sinde geçen bu incecik romanda; psikoloji, felsefe ve tabi siyaset muhteşem Necip Mahfuz anlatımıyla okuyana keyif veriyor.
Ne yaptığını, nereye koştuğunu, nerede durduğunu sorgulayan Ömer’in “hastalık” olarak görünen anlam arayışını anlatıyor DİLENCİ. Yaşamın anlamını bulmaya çalışan herkes, hayattan birşey dilenmiyor mudur gerçekte?
Yaşı ilerledikçe, başarı zannedilen her şeye bir bir sahip oldukça hiçbir şeyden zevk almamaya başlayan Ömer, yavaş yavaş hem çevresine hem de kendisine yabancılaşır. İnsanı, kurulu düzenleri bozmaya iten cesaret Ömer’i de içine alır.
İncecik bir kitap…Ama bana kalan altı çizili cümleler ne çok…
“Şimdi’nin dışında bütün zamanlar çekici.”
“Zamana anlam veren bizim yaşam sevgimiz.”
“Eylem özgürlüğü bir tür yaratıcılıktır, aşırı iştahla savaşırken bile. İnsanın tıkınmak için yaratılmadığı düşünülürse, midenin kurtuluşuyla birlikte ruh da uçma özgürlüğünü kazanır.”
“…sanki ilk kez yürümeyi öğreniyordun.”
“Toprakla boğuşmaktan yara bere içinde kalırdı atalarının ayakları, sonunda yorgunluktan yığılır kalırlardı.”
“Varoluşun kendisi bir sanat yapıtından başka bir şey değil ki.”
“Senin yokluğunda konuşacak kimse bulamadığımdan, kendimle konuşuyorum.”
“Yaşam üstüne bir şey bilmemen ne üzücü.”
“Gözlerimden yaşlar aktı ve ben gökyüzüne yaklaştım.”
“Şairler günbatımını sevmeli.”
“Şiir olmadan, bizi hava gibi kuşatan aşkla ne ederdik? Bizi ateş gibi yakan gizli duygular, acımadan üstümüze gelen şu dünyayla?”
“- Bana vereceğin bir öğüt var mı baba?
- Sana bütün diyeceğim, bildiğin yolda git.”