• Pazar, Ocak 22nd, 2012

Güçlü fırtınalarda direkleri kırılmış
Gemiler bize sığınır – - bulduk sanırız.

Görmezler. Varsa yoksa uzaklar – -
Onarırız. Giderler, kalırız.

Sonra gecelerde. Bu son olsun, son
Gönderme – - Engine yalvarırız.

Sonra büyür daha da
Korkunç yalnızlığımız.

Behçet Necatigil

Category: Şiir  | Leave a Comment
• Pazartesi, Ocak 02nd, 2012

Fotoğraf: Betül Yanık

Avrupa Semaları – Kasım 2011

Sabret ki her şey gönlünce olsun
Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,
Sen dağları seyret…
Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma,
Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset…
Işıklar sönmüşse ve karanlıksa; ona da aldırma,
Ay ışığını seyret…
Sabret…
Sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun…
Sabret ki her şey gönlünce olsun…
Category: Alıntılar  | One Comment
• Pazartesi, Ocak 02nd, 2012

Fotoğraf: Betül Yanık

Heybeliada – Ağustos 2011

“Seni özlediğimi düşündükçe, gücünü yitirmiş bir derebeyi gibi yalnız hissediyorum kendimi.”

Sevgili Yekta Kopan, Kasım 2011′de, kısacık öykülerden oluşan yeni bir kitap çıkardı Can Yayınları’ndan. Çok sevdiğim kedilere dokunan ne güzel bir isim koymuş kitaba: KEDİLER GÜZEL UYANIR.

Seneler önce bir kedi yavrusu hediye gelmişti bana. Kumu, maması, şampuanıyla birlikte. Annemin istemeyeceğini bile bile kabul etmiştim kediyi. Onu görünce annem yelkenleri suya indirirdi nasıl olsa. Ama öyle olmadı. Annem kediyi evde tutmadı. Çaresiz, alındığı yere geri götürmek zorunda kalmıştık onu. O zamandan beri aklımdadır bir kediye sahip olmak. Evimin her yerinde kedi figürleri var. Biliyorum bir gün mutlaka bir kedim olacak. Zamanı gelince her şey olması gerektiği gibi oluyor. Benim de bir gün bir kedim olacak.

more…

• Salı, Aralık 27th, 2011

Umberto Eco’nun “Prag Mezarlığı”nı bir iş seyahatim sırasında bir solukta okuyup bitirdim. Bir kitaba başlayıp fazla ara vermeden kesintisiz okumalar yapmak her zaman mümkün olamıyor. Seyahatleri bu bakımdan çok seviyorum. Havaalanlarında beklenen onca zaman kesintisiz okumalarım için kaçırılmaz bir fırsat oluyor.

Kitaplarında tarih bilgisini ön plana çıkaran Eco, bakın Prag Mezarlığı’nı neden yazmış:

more…

• Salı, Aralık 20th, 2011

Yürümek;
Yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
Havaları boydan boya yarıp ikiye
Karanlığın gözüne bakarak yürümek..

Yürümek;
Dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
Kelleni orta yere
Yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..

Yürümek;
Yolunda pusuya yattıklarını,
Arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..

Yürümek;
Yürekten gülerekten yürümek …

Nazım Hikmet

Category: Alıntılar, Şiir  | One Comment
• Salı, Aralık 06th, 2011

Aralık 1911′de Kahire’de doğan Necip Mahfuz ömrünü geçirdiği, Nobel Ödülü’nü almak için bile ayrılmadığı bu şehirde 30 Ağustos 2006′da, 95 yaşında öldü. Eserleri kırk dile çevrilen Mısırlı ünlü yazar 1988 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanınca El Ahram gazetesi şu başlığı atar: NOBEL, NECİP MAHFUZ’U KAZANDI!

1950′li yılların Kahire’sinde geçen bu incecik romanda; psikoloji, felsefe ve tabi siyaset muhteşem Necip Mahfuz anlatımıyla okuyana keyif veriyor.

Ne yaptığını, nereye koştuğunu, nerede durduğunu sorgulayan Ömer’in “hastalık” olarak görünen anlam arayışını anlatıyor DİLENCİ. Yaşamın anlamını bulmaya çalışan herkes, hayattan birşey dilenmiyor mudur gerçekte?

Yaşı ilerledikçe, başarı zannedilen her şeye bir bir sahip oldukça hiçbir şeyden zevk almamaya başlayan Ömer, yavaş yavaş hem çevresine hem de kendisine yabancılaşır. İnsanı, kurulu düzenleri bozmaya iten cesaret Ömer’i de içine alır.

İncecik bir kitap…Ama bana kalan altı çizili cümleler ne çok…

“Şimdi’nin dışında bütün zamanlar çekici.”

“Zamana anlam veren bizim yaşam sevgimiz.”

“Eylem özgürlüğü bir tür yaratıcılıktır, aşırı iştahla savaşırken bile. İnsanın tıkınmak için yaratılmadığı düşünülürse, midenin kurtuluşuyla birlikte ruh da uçma özgürlüğünü kazanır.”

“…sanki ilk kez yürümeyi öğreniyordun.”

“Toprakla boğuşmaktan yara bere içinde kalırdı atalarının ayakları, sonunda yorgunluktan yığılır kalırlardı.”

“Varoluşun kendisi bir sanat yapıtından başka bir şey değil ki.”

“Senin yokluğunda konuşacak kimse bulamadığımdan, kendimle konuşuyorum.”

“Yaşam üstüne bir şey bilmemen ne üzücü.”

“Gözlerimden yaşlar aktı ve ben gökyüzüne yaklaştım.”

“Şairler günbatımını sevmeli.”

“Şiir olmadan, bizi hava gibi kuşatan aşkla ne ederdik? Bizi ateş gibi yakan gizli duygular, acımadan üstümüze gelen şu dünyayla?”

“- Bana vereceğin bir öğüt var mı baba?

- Sana bütün diyeceğim, bildiğin yolda git.”